hayat, platolarda devam edip dönerken
ve sen, o gizemli bakışlarınla yakarken sigaranı
saçlarını güneşe doğru savurur gibi sallayıp
buğdayların başaklarını dökmesi mevsimi gelirken
günabakanlar sabah güneşine doğru eğerken başını
senin o gizemli ve mahsun, bir kuğu kadar zarif boynun
yüzündeki ışıkla birleşip
gündüz gecelerinde hayat kaynağım oldu
yağan yağmurla loş ışık,
dışarıyı seyrederken sıcak odada
"come away with me in the night" diyesim gelir
belki sesimi duyarsın diye
ama bilirim, öyle olmayacağını
bazı şeyler için çoktan geç kaldığımı..
belki de bu yüzden, sabah ezanlarına kadar uyku girmeden gözüme
senin gül yüzünü düşleyip, sıcak gülüşünün
o soğuk kış akşamlarında içimi ısıtmasına hayır diyemeyeceğim
ne de olsa, sıcaklığın, kâlbimden vücûduma yayılan
ılık bir su gibi damarlarımda
bakışlar.. bakışlar.. bakışlar..
açıklanamaz bazı şeyler vardır ya hayatta
'kelimeleri kifayetsiz' kılan cinsten
hani her defasında doyulmayan,
kana kana içilen su gibi,
buz gibi bir kış akşamında donmuş vücûdu ısıtan soba kadar sıcak
deryalar kadar geniş, uzay gibi sonsuz
anlamlı, ama açıklanamayacak kadar engin
sert, delici bakışlar
gözlerinin bu denli güzel
bakışlarının bu kadar etkili olduğunu önceden bilseydim
inan, zamanın donmasını talep eder
saatlerce gözlerindeki derinliklerde gezinmek isterdim,
"ihtimaller denizinde"
kelimelerin bu kadar akışkan
ve tatlı olduğunu,
ancak senin sesinden çıktıkları an kavrayabildim desem
bana inanır mısın?
o gül yüzün hatırına görülen rüyalar
yağmur gibi ellerin
içimi ısıtan bir kor gibi
beni ben yapan
hayata bağlayan
yegane şey oldu
"sen sen sen"
varsa yoksa sen
gündüz geceleri hatırına
varsa yoksa sen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder