16 Aralık 2011 Cuma

Mavinin Yankısı

Mavinin Yankısı*

Mavi.. yankı bulur mu gökyüzünde? Muhtemelen, ‘gökyüzü zaten mavi değil mi, o halde, nasıl olur da mavi yankılanır?’ diye soruyorsunuzdur. Ya da, ‘mavi gökteki yansımasını çoktan bulmuş, o yüzden gökyüzü mavi’ demek geliyordur içinizden.. Kimbilir? Belki de doğru her ikisi.. Belki de yanlış! Neye yarar ki tüm bu sorular cevabını bilemedikten sonra?

Sonbaharda yankılanır en çok mavi. Sabah, daha gün ağarmaya başlarken, o karamsar koyuluğu güneşle beraber atar üzerinden. Sonra, açıldıkça, insanların içine dolar özgürce.

Neden sonbahar? Hemen söyleyeyim: Bir kere, mavinin yaz boyunca süren yankısı öyle sonbahardaki gibi yoğun değildir. Yazdaki mavi, açıktır, uçucudur; alabildiğince gider sonsuzluğa.. ilkbahardaki mavi, yazdaki maviye göre daha yoğundur elbet, fakat sonbahardaki gibi değil. Olsa olsa br hafta sürer mavinin yoğun yankısı. Daha sonra yazın uçucu, aldatıcı açılığına aldanıp, sonsuzluğa ulaştırmaya çalışır kendisini; ve böylece yankı, daha başlamadan kaybolur gider gökyüzünde..

Kışın mavisine gelince.. Kış boyunca, mavi mavi olduğunu unutur. Gün ağarırken sıyrılır koyuluktan, karamsarlıktan. Ve sonra, sadece üç-beş yankı bulmaya başlayadursun, gecenin karanlık, karamsar koyuluğu yutar onu. Maviye özgürce yankılanıp, kuşlara önderlik etme fırsatı bile bırakmaz. Ama sonbahar mavisi öyle mi? Yazı yeni ardımızda bırakmanın verdiği bir burukluk, üzerine hüzün, kışa hazırlık, günlerin kısalmaya başlaması, saatlerin geriye alınması.. Sanki tüm bunlar sırf mavinin yoğun biçimde yankılanması için düzenleniyor demek geliyor insanın içinden..

Mavi mavi mavi.. Edip Cansever’in “İki Kent” şiirinde dediği gibi “geçersin geçersin geçersin.” Sonbaharda yaşadığı yoğun yankıdan sonra, kışta bir süreliğine dinlenir mavi. Derken, ilkbahar ile birlikte ortaya çıkmaya başlar. Sonrası yaz.. Yazla birlikte, sanki mavi de bir tür maceraya dalar. Kıştaki uykusunun aksine, açılıp-saçılıp bize özgürlük vaat etmeye çalışır ya, hepimiz biliriz bunun ne derece aldatıcı olduğunu. Aslında mavi, yazda, kıştakinin aksine uyumaz, canlanır. Canlanmasıyla, dört bir yana dağılır, yankılanırken gökyüzünde kaybolur.

Gelelim sonbahardaki mavinin yankılanmasına.. Sonbahar, yazdan çıkan haşarı, tembel, özgür, hercai mavinin tekrar kendisini bulmasıdır. Birçoklarınınz buna katılmayıp, mavinin kendisini en çok yaz mevsiminde bulduğunu iddia edecektir büyül bir ihtimalle. Ancak hayır; mavi, yankısını sonbaharda bulur çünkü mevsimler içerisinde bir tek sonbahar bize mavinin kıymetini “gerçek ölçüde” göstermektedir. Yaz boyunca kim mavinin kıymetinin farkındadır ki? Bütün gün gökyüzüne hakim olan açık mavi, bulutsuz bir gökyüzü için ne ifade eder ki? Dört bir yana dağılmış pigmentleri maviyi toparlamak için en ufak bir çaba dahi göstermezken, tembel tembel durmaktayken ve gökyüzünde tek bir bulut dahi yokken —beyaz olmadan mavinin tadına varabilmek mümkün mü?— kim farkında varır o güzelim mavinin? Peki ya, o kışın kapkaranlık günlerinde, kim hatırlar ki maviyi? Kış, bize maviyi tamamen unutturmaya çalışırken, gündelik hayat koşuşturmacasında, kim düşünür maviyi? Ama ilkbahar ve sonbaharda öyle mi? Doğanın uyanmasıyla, insanlar mavinin varlığını anımsamaya başlar.. Yeşilin, sarının.. Mavisiz bir yeşil, mavisiz bir sarı, ne kadar güzel olsa da eksiktir..

Bambaşkadır sonbahar.. Maviye mavi olduğunu anımsatır.. Her mavinin içerisinde biraz da hüzün yok mudur, tıpkı sonbahar gibi? Başka bir deyişle, maviyi mavi yapan içinde barındırdığı bir avuç hüzün değilse nedir? Neyden yükselen notalardaki hüzün gibi..

Maviyi mavi yapan, onu “gerçek” kılan, değerini anımsatan bir tutam hüznü simgeleyen, ağaçları kuruyan yaprakların sararmasıyla hayatın geçici, boş olduğunu hatırlayan sonbahar, maviye “asıl” değerini veren yegâne mevsimdir.

Sonbaharı yaşadığımız bu günlerde, mavinin yankısını duymak ya da görmek isterseniz, bir sonbahar akşamı gökyüzüne bakın. Orada, kararmakta olan gökyüzünde, yeni yanmış sokak lambalarının üzerinde uçan bir çift beyaz güvercin görürseniz, üzerlerine yansımakta olan sarı ışıklarla yukarıya bakın ve dinleyin... Mavinin yankısını..


* 2000 yılından... Şenol Filiz / Birol Yayla'nın Yansımalar albümündeki "Mavinin Yankısı" adlı şarkı eşliğinde yazılan, emprovize bir yazı denemesi...

Hiç yorum yok: